Kamuda aynı yerlerde, aynı işi yapmalarına rağmen statüleri
nedeniyle çalışanlar arasında idari, mali ve sosyal haklar yönünden birçok
farklılık bulunmaktadır. Bu durum, Anayasa ile güvence altına alınan eşitlik ve
adalet ilkelerine aykırı olduğu gibi, çalışanların motivasyonunu ve çalışma
barışını olumsuz etkilemektedir.
AKP iktidarı döneminde, asli ve süreklilik arzeden birçok kamu
hizmeti; 4/B’li sözleşmeli personel, özel kanunlara göre sözleşmeli personel,
4/C’li geçici personel, geçici ve mevsimlik işçiler, taşeron şirket işçileri
eliyle yürütülür hale gelmiştir. Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2011 yılı
sonu itibariyle kamuda; 2.416.159 memur, 169.282 sözleşmeli, 21.872 geçici
personel (4/C), 357.613 sürekli işçi, 21.622 geçici işçi bulunmaktadır. Çalışma
Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre de kamuda 426 bin taşeron işçisi
çalıştırılmaktadır.
657 sayılı Kanun, memurlar eliyle gördürülmesi mümkün
olmayan geçici işlerin ifası için istisnai hallere münhasır olmak üzere
sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. Hal böyle iken,
uygulama ve gelenek de bu hükmün lafzına ve ruhuna uygun olarak işlemekte iken,
son on yıldır bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin önüne
geçmiştir.
Bu yanlış uygulama ile birlikte de birçok mağduriyet ortaya
çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise yandaş olmayan ve bu istisnai yollarla iş
bulamayanlardadır. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan,
bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla
doldurulanlardadır. Hükümetin bu yanlışı derhal durdurması gerekir.
Bununla birlikte, uygulamadaki tutarsızlığın ve aynı
statüdeki kişilere yapılan farklı uygulamaların giderilerek kendi içinde
hakkaniyetin sağlanması da gerekmektedir.
Milliyetçi Hareket
Partisi’nin Haziran 2011 seçimlerinde verdiği sözler de dikkate alınarak
hazırlanan ekli Kanun Teklifinde, Kamuda;
-
4/B’li sözleşmeli personel,
-
Özel kanunlara göre sözleşmeli personel,
-
4/C’li geçici personel,
-
Geçici ve mevsimlik işçi,
-
Taşeron şirket işçisi
statüsünde çalışanların, durumlarına
uygun memur veya sürekli işçi kadrolarına atanmasına ilişkin usul ve esaslar
düzenlenmektedir.
Böylelikle
kamuda aynı işi yapanlar arasında eşitsizliğin, haksızlığın, adaletsizliğin ve
ayrımcılığın giderilmesi amaçlanmaktadır. Bundan böyle de, kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevlerin müteahhit personeline gördürülmemesi, sözleşmeli ve geçici
(4/C) statüde istihdam edilecek personel sayısının da dolu memur kadrolarının
yüzde birini aşmaması öngörülmektedir.
GENEL GEREKÇE
Son yıllarda, devletin asli ve süreklilik arzeden birçok
görevleri;
-
4/B’li sözleşmeli personel,
-
Özel kanunlara göre sözleşmeli personel,
-
4/C’li geçici personel,
-
Geçici ve mevsimlik işçiler,
-
Taşeron şirket işçileri
eliyle
yürütülür hale gelmiştir.
Maliye Bakanlığı verilerine göre, kamuda 2011 yılı sonu
itibariyle; 2.416.159 memur, 169.282 sözleşmeli, 21.872 geçici personel (4/C), 357.613
sürekli işçi, 21.622 geçici işçi bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı’nın TBMM’de yaptığı açıklamaya göre de kamuda 426 bin taşeron işçisi
çalıştırılmaktadır.
Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası
uygulanmamakta olup, özellikle seçimler arefesinde kanunlar çıkarılarak
sözleşmeli personel ve geçici işçiler kadrolara alınırken, akabinde tekrar aynı
statüde personel alımı yapılmaktadır.
Kamuda aynı yerlerde ve hizmetlerde, aynı işi yapmalarına
rağmen statülerinin farklı olması nedeniyle çalışanlar arasında idari, mali ve
sosyal haklar yönünden birçok farklılık bulunmaktadır. Bu durum Anayasa ile
güvence altına alınan eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı olduğu gibi,
çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını olumsuz etkilemektedir.
Anayasamızın 128 inci maddesinde “Devletin, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre
yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli
görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” hükmü yer
almaktadır.
657 sayılı Kanun,
memurlar eliyle gördürülmesi mümkün olmayan geçici işlerin ifası için
istisnai hallere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını
mümkün kılmıştır. Hal böyle iken, uygulama ve gelenek de bu hükmün lafzına ve
ruhuna uygun olarak işlemekte iken son on yıldır bu istisnai uygulamalar asıl
istihdam şeklinin önüne geçmiştir.
Bu yanlış uygulama ile birlikte de birçok mağduriyet ortaya
çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise yandaş olmayan ve bu istisnai yollarla iş
bulamayanlardadır. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan,
bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla
doldurulanlardadır.
Bu yanlışın derhal durdurulması gerekmektedir. Bununla
birlikte, uygulamadaki tutarsızlığın ve aynı statüdeki kişilere yapılan farklı
uygulamaların giderilerek kendi içinde hakkaniyetin sağlanması da
gerekmektedir.
Bu
çerçevede, 4/6/2011 tarihli ve 27954 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan
632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile
bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası ile 4924 sayılı Kanun uyarınca
sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışanlar memur kadrolarına
atanmışlardır.
Ancak, 200 bin civarında sözleşmeli
memur kadrolarına atanırken, başta il özel idareleri ve belediyeler olmak üzere
birçok kamu kurum ve kuruluşundaki sözleşmeli personel ve 4/C mağdurları
kadroya alınmamıştır.
Dolayısıyla,
bazı sözleşmelilere sağlanan
hakların, başta il özel
idareleri ile belediyeler ve bağlı kuruluşlarında çalışanlar olmak üzere kamuda
çalışan diğer sözleşmelilere verilmemesi, Anayasa ile güvence altına alınan
eşitlik ve adalet ilkelerine aykırıdır.
Yine
özellikle mahalli idarelerde geçici işçi statüsünde çalışan teknik personel
bulunmakta olup, onlar da mağduriyetlerinin giderilmesini beklemektedir.
Diğer taraftan, 663 sayılı KHK ile vekil
ebe-hemşirelerin 4/B'li sözleşmeli kadrosuna alınması, mali ve sosyal
haklarında iyileştirmeler getirmesi açısından olumlu bir gelişme olarak
değerlendirilse de tüm sağlık çalışanlarının memur kadrolarına alınmaması
tutarsızlık ve adaletsizliktir. Ayrıca, bu hakkın 3 Kasım 2010 tarihinden 2
Kasım 2011 tarihine kadar kesintisiz bir yıl çalışma şartına uyan vekil
ebe-hemşirelere tanınması, bu şartı taşımayanlar için büyük haksızlık
oluşturmuştur.
04/04/2007 tarihli 5620 sayılı Kanunla yaklaşık 220 bin geçici işçiye kadro verilmiştir.
Fakat, Kanun 2006 yılında en az 6 ay çalışanları kapsadığından, birçok geçici
ve mevsimlik işçi bu kapsama girememiştir. Yıllardır bu kadroyu bekleyen geçici
ve mevsimlik işçiler yararlanamamıştır.
Kamuda üvey evlat muamelesine tabi
tutulan bir başka çalışan kesim de 4/C’lilerdir. 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi
kapsamında yapılan atama işlemi hakla, hukukla ve insafla bağdaşmamaktadır.
Yine, kamuda başta sağlık birimlerinde
olmak üzere yüz binlerce işçi, iş güvencesinden yoksun biçimde, ağır çalışma
koşullarında, hakları ihlal edilerek, sendikasız, asgari ücretle, taşeron
şirketler vasıtasıyla çalıştırılmaktadır.
İnsan
onuruna yaraşır, düzgün işlerin sunulması esas olması gerekirken, evrensel
normlardan uzak kalarak, kar mantığıyla, fazla çalıştırılan, ancak karşılığı
ödenmeyen, bir nevi kölelik sistemini andıran taşeronlaşma kabul edilemez bir
durumdur.
Bu kanun Teklifinde; kamuda
sözleşmeli ve geçici personel pozisyonlarında çalışanlar ile geçici,
mevsimlik ve taşeron işçisi olarak çalışanların memur veya sürekli işçi
kadrolarına atanabilmeleri öngörülmektedir.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Anayasamızın 128 inci
maddesinde “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görülür” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi
kurumlarda, kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin hizmet
alımı yoluyla müteahhit personeline gördürülmesinin yasaklanması
amaçlanmaktadır.
Ayrıca, kamuda memur statüsü dışında sözleşmeli ve
geçici statüde istihdam edilecek personel sayısına sınırlama getirilerek,
Devlet Memurları Kanununa tabi idarelerin dolu memur kadrolarının yüzde birini
aşmaması öngörülmektedir.
MADDE 2- Devlet Memurları Kanununa
eklenen Geçici 40 ncı madde ile;
-
4/B’li sözleşmeli personel,
-
Özel kanunlara göre sözleşmeli personel,
-
4/C’li geçici personel,
-
Geçici ve mevsimlik işçi,
-
Taşeron şirket işçisi
statüsünde kamuda çalışanların, durumlarına uygun memur
veya sürekli işçi kadrolarına atanmasına ilişkin usul ve esaslar
düzenlenmektedir.
Böylelikle
kamuda aynı işi yapanlar arasında eşitsizliğin, haksızlığın, adaletsizliğin ve
ayrımcılığın giderilmesi amaçlanmaktadır.
MADDE 3-
Yürürlük maddesidir.
MADDE 4- Yürütme
maddesidir.
KAMUDA AYNI İŞİ
YAPMAKLA BİRLİKTE FARKLI STATÜDE ÇALIŞANLARIN MEMUR VEYA SÜREKLİ İŞÇİ
KADROLARINA ATANMASI AMACIYLA
DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TEKLİFİ
MADDE 1– 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa
aşağıdaki madde eklenmiştir.
“EKMADDE 43- Bu Kanuna tabi kurumlarda, kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevler hizmet alımı yoluyla müteahhit personeline gördürülemez.
Memur statüsü dışında sözleşmeli ve geçici statüde istihdam
edilecek personelin sayısı bu Kanuna tabi idarelerin dolu memur kadrolarının
yüzde birini geçemez.”
MADDE 2– Devlet Memurları Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 40- Kamu kurum ve kuruluşlarının merkez, taşra
ve döner sermaye teşkilatlarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu
Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası ve (C) fıkrası ile özel kanunlarında yer
alan hükümlere istinaden sözleşmeli ve geçici personel pozisyonlarında
çalışmakta olan ve 48 inci maddede belirtilen genel şartları taşıyanlardan otuz
gün içinde yazılı olarak başvuranlar, durumuna uygun aynı unvanlı 190 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerde yer alan memur kadrolarına, aynı
unvanlı memur kadrosu olmaması halinde, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye
ekli cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak ve personelin
nitelikleri dikkate alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel
Başkanlığınca belirlenen memur kadrolarına, bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altmış gün içinde kurumlarınca atanırlar.
Birinci fıkra kapsamındaki idarelerde geçici veya mevsimlik
işçi ya da taşeron işçisi statüsünde çalışanlardan otuz gün içinde yazılı olarak başvuranlar, niteliklerine
uygun sürekli işçi kadrolarına bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde Maliye Bakanlığı ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak esaslar
çerçevesinde kurumlarınca atanırlar.
Birinci fıkra kapsamındaki idarelerde, memurlar eliyle gördürülmesi gereken
asli ve sürekli görevlerde geçici işçi ya da taşeron işçisi olarak çalışanlar
hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Birinci fıkra kapsamındaki idarelerde fabrika, şantiye, atölye, çiftlik,
arazi gibi yerlerde bedeni çalışılması ağırlıklı olan ve işçi istihdamının
zorunlu olduğu yerlerde işçiler eliyle gördürülmesi gereken işlerde sözleşmeli ve geçici personel pozisyonlarında fiilen
çalışanlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu madde hükümlerine göre memur kadrolarına atananların,
sözleşmeli veya geçici statüde geçirdikleri hizmet süreleri, öğrenim
durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak
aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir. Bunlar, atandıkları
kadronun mali ve sosyal haklarına göreve başladığı tarihi takip eden aybaşından
itibaren hak kazanır ve önceki aldıkları mali ve sosyal haklar hakkında geriye
dönük herhangi bir mahsuplaşma yapılmaz.
Bu maddenin uygulamasında ortaya çıkabilecek tereddütleri
gidermeye Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı yetkilidir.”
MADDE 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
