EŞİT İŞE EŞİT
ÜCRET KANUNU TBMM’DEN KAÇIRILARAK
ÇIKARILMIŞTIR
Bu
Teklif ile “Eşit işe eşit ücret” diye adlandırılan 666 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen düzenlemelerden
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile bu Başkanlığa ait unvanlar çıkarılmaktadır. Ayrıca
Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan pilot, uçuş ve görev ekibine ödenen
tazminat oranları yeniden belirlenmekte, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan
denizaltıcı uzman erbaşlara halen ödenmekte olan tazminata ilişkin sehven
verilmeyen düzenleme yapılmaktadır.
Eşit
işe eşit ücret düzenlemesi daha yürürlüğe bile giremeden delinmektedir.
Yani Dakika bir,
gol bir. Hem de AKP’nin kendi kalesine attığı bir gol.
Bütçe
görüşmeleri esnasında 666 sayılı KHK ile ilgili yaptığım değerlendirmelerde,
yetki kanunu kapsamında mali hakların yer almadığı, bu düzenlemenin TBMM’den
kaçırılarak yapıldığı, ayrıca eşit değerde işe eşit ücret düzenlemesi
niteliğini taşımadığı, dolayısıyla kaçak yapılan ruhsatsız bir yapı gibi,
malzemesinin de çürük olmasından bahisle en ufak sarsıntıda bu yapının göçeceği
benzetmesini yapmıştım.
Nitekim
görüşmekte olduğumuz bu Kanun Teklifi ile, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı
kapsam dışına çıkarılmakta olup, bu durum eşit işe eşit ücret sloganı ile
yapılan düzenlemenin aslında eşit işe eşit ücret öngörmediğini açık bir şekilde
ortaya çıkmaktadır.
Teklifin
gerekçesinde ve Komisyonda yapılan görüşmeler esnasında sunulan gerekçelerde,
eşit işe eşit ücret adıyla yapılan düzenlemenin TOKİ çalışanlarının
mağduriyetine yol açtığı, TOKİ’nin çok önemli bir kurumumuz olduğu, bu itibarla
sözkonusu düzenleme kapsamından çıkarılması gerekliliği ortaya konulmuştur.
Bu gerekçeler
mutlaka doğrudur. TOKİ çalışanları mağdur olmaktadır. Ancak, Toplu Konut
İdaresi Başkanlığı çalışanları açısından ortaya çıkan mağduriyet, birçok
bakanlık ve kurum personeli için de sözkonusudur.
Her bakanlığımız
ve kurumumuz önemli hizmetler yürütmektedir, sadece birini önemli görüp
diğerlerini görmezden gelmek dürüst bir yaklaşım değildir.
O nedenle,
mağdur olan birçok bakanlık ve kurum personeli içinde adaletsizlikleri
giderecek düzenleme yapılması gerekmektedir.
666 SAYILI EŞİT
İŞE EŞİT ÜCRET KANUNU KURUMLARIN GÖRÜŞÜ ALINMADAN TEK TARAFLI OLARAK
HAZIRLANMIŞTIR
2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe giren 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de önceki örneklerinde
olduğu gibi tek taraflı olarak, kapalı kapılar ardında sosyal tarafların
görüşleri alınmadan hazırlanmıştır.
Bu noktada gerek anayasa gerekse kanunlarla
belirtilmiş olmasına rağmen, kamu görevlilerinin en temel mali ve sosyal
haklarından biri olan ek ödeme ve eşit işe eşit ücret konusunun, toplu sözleşme
sürecinden kaçırılarak, tek taraflı bir düzenleme ile hatta TBMM’den, yasama
denetiminden dahi kaçırılarak Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmesinin
yanlış olduğunu vurgulamakta fayda vardır. Toplu sözleşme masasının
konusunu teşkil etmesi gereken ek ödemenin KHK ile düzenlenmesi doğru bir
yaklaşım olmamıştır.
666 sayılı KHK; zaten bölük pörçük olan
sistemi daha da karmaşıklaştıran, bazı memurların maaşlarındaki iyileştirmeler
dışında ücret rejimine anlamlı bir katkı yapmayan aksine personel rejimine yeni
bir yama daha ekleyen “gecekondu” niteliğinde bir düzenlemedir.
Yapılan düzenleme ile kamudaki yaklaşık 405 bin çalışanın
maaşında, oranları farklı olmakla birlikte artış sağlamıştır. Ancak çoğu memur için
kararnameden beklenen umutlar, hüsrana dönüşmüştür.
Farklı kurumlarda emsali
bulunan unvanların ücretleri eşitlenmeye çalışılırken, kamu görevlilerinin
büyük çoğunluğunu oluşturan öğretmen, din görevlisi, hekim dışı sağlık
personeli, polis, subay, ast subay, profesör, doçent, yardımcı doçent,
araştırma görevlisi gibi birçok kamu görevlisi görmezden gelinmiş ve bu
personele herhangi bir artış yapılmamıştır.
Bir tarafta ücretlerinde hiç artış yapılmayan hatta
tazminatları azaltılan kamu görevlileri bulunurken, diğer tarafta ücretleri
yüksek oranlarda artacak kamu görevlilerinin varlığı çalışma barışının
bozulmasına yol açabilecek bir olumsuzluk oluşturmuştur.
ÖĞRETMENLERİMİZ, AKADEMİSYENLERİMİZ YOK
SAYILMIŞTIR
666 sayılı KHK’den öğretmenlerimiz maalesef
yararlanamamıştır. Öğretmen yok sayılmıştır. Akademik personel yok sayılmıştır.
Öğretmenler,
hocalar gerçekten hayal kırıklığına uğramıştır. Üniversite
hocalarımızın, öğretmenlerimizin nasıl geçindiğinden haberiniz var mı?
Çocuklarımıza bir harf öğretebilmek için
en ücra köşelerde heyecanla görev yapmaya çalışan, milletimizin aydınlık
geleceğine katkı vermek için fedakarca hizmet veren öğretmenlerimizin, ekonomik
problemler karşısında çaresiz kalmaları asla kabul edilemez.
Kendi ailelerinin temel ihtiyaçlarını
karşılayabilmekten uzak kalmış bir mesleğin mensuplarının, bu ağır ekonomik
şartlar altında görevlerini layıkıyla yapmalarını beklemek insaflı bir yaklaşım
değildir.
Bu kutlu mesleğin mensuplarının, hangi
gerekçeyle olursa olsun çözemediğimiz sorunlarının, milletimizin geleceğinde
ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek durumundayız.
POLİSLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR, HAKETTİKLERİ DERECEYİ ALAMIYORLAR
Bu
düzenlemede, Polisler neden görmezden gelinmiştir? Madem ek ödemelerini
artırmadınız, bari derece sorunlarını çözseydiniz. Ön lisans ve lisans mezunu,
hatta yüksek lisans ve doktora yapan Polis memurları, emeklilik müktesebi
olarak 1’inci dereceyi alamıyorlar. Ama diğer memurlar alabiliyor. Sayfa sayfa
kararnameler yayımlandı, neden böylesi bir eşitsizliği giderecek düzenleme
yapmadınız? Polise bu haksızlığı neden reva görüyorsunuz?
KİT’lerde I Sayılı Cetvele tabi olarak çalışan
personelden bölge müdürü, başmüdür, fabrika müdürü, müessese müdürü, işletme
müdür, diğer müdürler ve yardımcıları ile savunma uzmanları ve sivil savunma
uzmanlarının ek tazminat oranlarında azalma olmaktadır. Bu durum, büyük bir
adaletsizlik doğurmakta ve kazanılmış haklardan geriye gidiş anlamı
taşımaktadır.
MALİYE
BAKANLIĞI PERSONELİ MAĞDUR EDİLMİŞTİR
Maliye
Bakanlığı ve Gelir İdaresinde çalışan Şube müdürleri, müdürler, müdür
yardımcıları ve birçok personel mağdur edilmiştir. Defterdarlık uzmanları ve
gelir uzmanları merkez ve taşra ayrımı yapılarak yeni bir ayrımcılığa
gidilmiştir.
Türkiye
genelindeki vergi dairesi müdür
ve müdür yardımcıları Cumhuriyet tarihinde ilk kez Maliye Bakanlığı önünde
eylem yapmıştır. Mağdur olduklarını iş yüklerinin çok fazla olmasına rağmen
düşük maaş aldıklarını ve bu durumun düzeltilmesini istiyorlar. Kontrolörler,
denetmenler, ve uzmanların hepsi hakkaniyetin sağlanması için eylem yapıyor.
Yapılan
düzenleme ile Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanları, Türkiye İş
Kurumu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı gibi daha birçok bakanlık ve kurumun çalışanları için
haksızlık ve eşitsizlik sözkonusudur.
Kurumların teşkilat kanunlarında ve diğer farklı
mevzuatlarda öngörülen ikramiye, maktu fazla çalışma ücreti gibi ödemeler,
15.01.2012 tarihi itibarıyla sona erdirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bazı
ünvanların ek ödeme oranlarında çok yüksek artışlar yapılmış gibi görülürken,
aslında kesilen fazla mesai, ikramiye gibi ödemeler nedeniyle hak kaybı
yaşanacak, bazılarında ücret artışı ya hiç olmayacak ya da sınırlı kalacaktır.
Kamu
personelinin yıllardır özlemle beklediği eşit işe eşit ücret talebinin gerçeğe
dönüştürüldüğünü söyleniyor. Nerede eşit işe eşit ücret?
Bu KHK’yı kapalı kapılar ardında dizayn edenler acaba
hangi adaleti sağlamışlardır?
Değerli
Milletvekilleri
Hükümete
6 ay süre ile kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi veren 6.4.2011 tarihli
ve 6223 sayılı Kanun uyarınca sürenin dolduğu 2 Kasım 2011 tarihine kadar
toplam 35 adet kanun hükmünde kararname çıkartılmıştır. Kararnameler ile
bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşların teşkilat, kadro, görev ve yetkileri
ile çalışanların mali ve özlük haklarına ilişkin kapsamlı düzenlemeler
yapılmıştır.
Yetki kanunu ve gerekçesi, dokuz yıldır iş başında
olan AKP hükümetlerinin kamu yönetimini, personel rejimini, emeklilik rejimini
içinden çıkılmaz bir hale getirdiğinin ikrarıdır. Bu Kanunun gerekçesinde, 58, 59
ve 60. AKP Hükümetleri döneminde yürürlüğe konulan düzenlemelerin kamu
yönetimini hantal yapısından kurtarabilmek için yeterli olmadığı açıkça ikrar
edilmektedir. 9 yıldır Anayasa’yı bile değiştirecek çoğunluğa sahip olan
AKP’nin hala bunları söylüyor olması AKP adına utanılacak bir durumdur.
Çıkartılan
KHK’lerle İlgili Genel Sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Yapılan
düzenlemelerin, Yetki kanununun kapsamına uygun olmaması,
Yapılan
düzenlemelerin birbiriyle uyumlu ve tutarlı olmaması,
Kamu
kurumları arasında görev ve yetki çakışmalarının artması,
Yapılan
teşkilat düzenlemelerinin hizmet gereklerine bağlı olmaksızın personelle ilgili
sebeplere dayanması, tüm yöneticiler başta olmak üzere mevcut personelin
görevlerine son verilerek adeta bankamatik memuru yapılmaları suretiyle
çalışanların onurları ile oynanması,
İptal
edilen kadrolar yerine yeni kadrolar ihdas edilmesi sebebiyle yapılan
düzenlemelerin hizmet icabından olmayıp kadrolaşmaya dönük olduğunun
anlaşılması,
Memurların
çalıştıkları yerler dışında merkez ve taşrada görevlendirilmeleri adı altında
sürgünlerin yolunun açılması,
Bu
şekilde çalışanlar arasında huzursuzluk ve keyfi uygulamalarla mağduriyetler
yaratılması, gibi sakıncalı hususlar
yer almıştır.
ÜCRETLER
ARASINDAKİ DENGESİZLİK MÜNFERİT DÜZENLEMELERLE ARTMIŞTIR
Yeni
bir “personel rejimi” ve “ücret rejimi”
nin süratle hayata geçirileceğini taahhüt etmesine rağmen hükümet bu yönde 9
yıldır bir adım atmamıştır. Tam aksine, AKP hükümetleri döneminde ücretler
arasındaki dengesizlik ve adaletsizlik münferit düzenlenmelerle artmıştır.
666
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Ne Getirmektedir
Yapılan
düzenleme, aynı işi yapmalarına rağmen çalıştıkları kurum ve bazen de statüleri
gereği çok farklı ücret alan personelin farklı ödemelerini kaldırması, yaklaşık
400 bin memurun maaşında artış sağlaması, zaten zor durumda olan memurlarımızın
refahına bir ölçüde de olsa katkıda bulunması sebepleriyle olumludur.
Ancak
hazırlanışında sendikalar yoktur ve katılımcı ortak aklı yansıtan bir kararname
değildir. Düzenleme ile benzer unvanlarda olanların aynı ücreti almaları
sağlanmış, ancak eşit işe eşit ücret uygulamasına dair herhangi bir adım
atılamamıştır.
İşlerin
görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışanların nitelikleri ve atanmalarını
içeren “işin değeri” ne dayalı bir ücretlendirmeye gidilmediğinden
Kararname “eşit işe eşit ücret”
getirmemektedir. Teknik açıdan ıslaha muhtaçtır. Tamamlayıcı birçok düzenleme
gerektirmektedir.
Çoğu
memur için kararnameden beklenen umutlar, hüsrana dönüşmüştür.
Ücret
sisteminin yeniden ve adil bir şekilde oluşturulması ve farklı ödeme
kalemlerinin sadeleştirilmesinin sağlanması düşüncesinden hareketle
hazırlandığı ifade edilen düzenleme ile,
mevcut ödeme kalemlerinde herhangi bir azalmaya gidilmediği gibi yeni
ödeme kalemleri getirilmiştir.
Düzenleme
yapılırken personelin; benzer nitelikte olmadıkları halde, sadece benzer
unvanlarda bulunmalarından dolayı aynı ücreti almasının yaratacağı motivasyon
ve verimlilik düşüşü ile iş yükü farklı olan personelin aynı ücreti almasının
yaratacağı olumsuzluklar göz ardı edilmiştir.
Eşit
işe eşit ücretten sadece aynı unvana sahip olanlara aynı ücreti ödemenin
anlaşılması ve düzenlemenin bu anlayışa göre şekillendirilmesi, İşin
tanımlanarak hangi işlerin birbirine eşit olduğuna ilişkin bir çalışmanın
yapılmaması; ücret grupları belirlenirken işin mahiyeti, şümulü, görev, yetki
ve sorumluluk açısından getirdiği yük ve risk ile görevlilerin niteliklerinin
gözetilmemesi, işin değerinin
belirlenmemiş olması,
İş
yükü fazla kurumlardaki memurların iş yükü az olan kurumlara geçme çabasına
girmesine, özel nitelik gerektiren işler için nitelikli personelin genel ücret
sistemi içinde tutulamayacak olmasına yol açacaktır.
Kamuda
en önemli sorun olan verimliliğin göz ardı edilmesi, yapılan düzenleme ile
binlerce bankamatik memuru oluşturularak bunların en verimli çağlarında hizmet
üretmekten alı konulmalarına neden olacaktır.
Halen
80’in üzerinde ödeme unsuru içeren karmaşık maaş sisteminin sadeleştirildiği,
anlaşılabilir, şeffaf, adil unsurları içeren kabul edilebilir sağlıklı bir
ücret rejimi; ancak kamu çalışanlarının
tümünün hukuki ve mali statülerini birlikte esas alan ve ilgili tarafların
etkin katılımıyla yapılan bütüncül bir çalışma ile mümkün olabilecektir.
Düzenlemenin,
çok fazla sorunu barındırması nedeniyle, bugün olduğu gibi yakın zamandan
başlayarak sık sık değişikliğe uğrayacağı ve ilk halinin birçok bakanlık ve
kurm personeli için delinmesi anlamına gelebilecek düzenlemelere konu olacağı
muhakkaktır.
MHP olarak;
Personel rejiminin liyakatı esas alan ve performansı değerlendiren bir çerçevede
ele alınması, ücret adaletini sağlayarak görev, yetki ve sorumluluklarla
birlikte başarının ödüllendirilmesi, “eşit değerde işe eşit ücreti” sağlayacak
adil bir ücret rejiminin tesis edilmesi, ülkenin her yerinde hizmet ihtiyacı
ile mütenasip nicelik ve nitelikte personel istihdamının sağlanmasını gerekli
görmekteyiz.”
EMEKLİLERİMİZ
AÇLIK SINIRININ ALTINDA MAAŞ ALMAKTADIR
Kamu görevlilerine yapılan tüm ödemelerin emekliliğe
sayılması ve bu şekilde, emekli olacak kamu görevlilerinin emekli maaşlarının
son derece düşük kalmasının önüne geçilmesi konusunda bir çalışma
yapılmamıştır. Bu noktada ek ödemelerden damga vergisi hariç hiçbir kesinti
yapılmayacak olması, bu ödemelerin hiçbir şekilde emekliliğe yansımayacağını ve
kamu görevlilerimizin emekliliklerinde mağduriyet yaşayacağı anlamı
taşımaktadır.
Emeklilerimizin yıllarca hizmet
verdikten sonra geçim kaygısı duymadan, onuruna yaraşır bir hayat sürmesini
temin etmek devletin önemli ve öncelikli görevlerinden biridir.
Ancak, emeklilerin tamamına yakını
açlık sınırının altında aylık almaktadır. Emeklilerin enflasyona ezdirilmediği
söylense de halkın gerçek enflasyonu yansıtan gıda, kira, ulaşım, su, elektrik
ve gaz gibi kalemler açısından değerlendirme yapıldığında durumun söylendiği
gibi olmadığı anlaşılacaktır.
AKP Hükûmeti son yıllarda
emeklilere hep umut vermiş ancak emeklileri sürekli aldatmış ve hayal
kırıklığına uğratmıştır. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini
vaat etmesine karşın, daha da adaletsiz hâle getirmiştir. Emekli aylıklarının
refah payını düşürmüştür.
2012 bütçesi rakamları da emekli,
dul ve yetim aylıklarında herhangi bir iyileşmeyi öngörmemektedir. Emekli
aylıklarının önceki altı aylık enflasyona göre artırılması söz konusudur.
Sırıstat Haber Merkezi
