Atatürk’ün Balıkesir
Zağanos Paşa Camiinde Cuma Hutbesinde yaptığı konuşması 7 Nisan 1923
Ey
Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği
üzerinize olsun. Peygamberimiz, efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından
insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu,
hepimizce bilinmektedir-ki yüce Kur’an daki manası açık olan ayetlerdir.
İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir Çünkü
dinimiz akla, mantığa ve gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla mantığa
ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında
çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm
evren kanunlarını yapan Cenabı Hak’tır.
Arkadaşlar,
Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu Biri kendi
evi, diğeri Allahın evi idi. Millet işlerini Allahın evinde yapardı. Hazreti
Peygamberin mübarek yolunda bulunduğumuz, bu dakikada milletimize ve
milletimizin bu gününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu
kutsal yerde Allahın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir’in
dindar, kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük
bir sevap kazanacağını ümit ediyorum.
Efendiler, Camiler
birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalmak için yapılmamıştır. Camiler itaat
ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu
düşünmek, tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin
zihninin ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte bizde burada din ve
dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için
neler düşündüğümüzü meydana koyalım, Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek
istemiyorum hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli
irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerin arzularının,
emellerinin sonuçlarından ibarettir.
Bundan dolayı benden ne öğrenmek ve ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı
rica ederim. Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum-ki, bugünkü
hutbelerin şekli, milletimizi duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni
ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir.
Efendiler hutbe
demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur. Hutbe
denildiği zaman bundan bir takım kavram ve manalar çıkarılma(ma)lıdır. Hutbeyi
söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz-ki H.z Peygamber’in
hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber
Efendimiz ve gerek dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz-ki,
gerek peygamberin, gerekse dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır,
o günün askeri, idari, mali ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun
çoğalması ve İslam ülkeleri genişlemeye başlayınca, Cenabı Peygamberin ve dört
halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân
kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye bir takım kişileri
memur etmişlerdir.
Bunlar
herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar Camilerde ve meydanlarda
ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lazımdı.
O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve
halkı aldatma(ma)sı! Halkı genel duyumlardan haberdar etmek son derece
önemlidir. Çünkü her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde
bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek
şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri
milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması
ve onların da bu gününün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etme-mesi, Halife
ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur
etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması
ve ona yol gösterilmesidir. Başka şey değildir.
Yüz,
ikiyüz hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın
gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı
dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisinde söylediğim nutukta
demiştim-ki Minberler halkın akılları,
vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur. Böyle
olabilmek minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen
gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal
ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde
halka yanlış aşılmalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve
günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.(M. Kemal Atatürk)
Sonuç
olarak şunları söyleyebiliriz; Dünyaca yüzyılın lideri olarak kabul gören
Mustafa Kemal Atatürk’ün Balıkesir hutbesi cami cemaatlerine okunsa ne kadar
iyi ve isabetli olur. Mustafa Kemalin ne derece donanımlı İslam dinini ve Kuranı
Kerimi bildiğini görülecek dahası hakiki Müslüman olduğu görülecek böylece
birilerinin Atatürk hakkındaki önyargıları ortadan kalkacak.
Unutmamak
gereken bir ilke vardır: Yıkmak kolay, yapmak zordur. Türk milletinin maneviyatı,
milli şuuru tahrip edilirse yozlaştırılırsa çaresizleşir, Tarihi çok iyi okumak
gerekir.